DUYURU

         YAŞADIĞIMIZ FELAKETLER KADERİMİZ DEĞİL, UYGULAMA HATALARIDIR 

   17 Ağustos 1999’da meydana gelen, Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesini de içine alan geniş bir coğrafyada hissedilen Gölcük merkezli ve 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 19 yıl geçti. Depremden etkilenen yerlerde görünürde hayat normale dönmüş olsa da, bunca yıla rağmen acımız hala taze.  

1999 depremleri iktidar ve toplum üzerinde deprem konusunda farkındalık yaratmış, hemen ardından yapı üretimi sürecinde köklü ve kalıcı düzenlemeler ardı ardına yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemelerden en önemlisi, yapı üretim sürecinde devrim niteliği taşıyan 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun’un yürürlüğe konmasıdır. 

Deprem, kaçınılmaz olarak gerçekleşecek ancak ne zaman olacağı tahmin edilemeyen ve önlenemeyen bir doğa olayıdır. Bu doğa olayının afete dönüşmemesi için yapılması gereken tek şey, doğru bir planlama ve tasarım ile başlayan yapı üretimi sürecinin ehil kişilerce yapılması ve denetlenerek tamamlanmasıdır. Çünkü Deprem Yönetmeliğimiz ne kadar yeni, çağdaş ve ayrıntılı olursa olsun, projeler ne kadar doğru hazırlanırsa hazırlansın uygulama aşamasında konusunda yetkin kişilerce yapılmazsa ve etkili bir denetim yapılmazsa o yapının depreme karşı güvenli olduğu söylenemez. 

Biz, her birimiz ayrı mühendislik disiplinlerinde eğitim almış ve tecrübe kazanmış mimar ve mühendisler olarak bilimin, teknolojinin ve deneyimimizin doğrultusunda karar vermek zorundayız. Ucuz olması adına bilimsel gerçeklere sırt çevirmek, meslek ahlakımızla bağdaşmaz. Bu nedenle yapı denetimine harcanan bütçenin gereksiz ve fazla olduğu, yapı denetimleri dönen çarkın içinde kurulu düzeni engellediğini düşünen anlayıştan derhal vazgeçilmeli, yapı denetim sisteminin vazgeçilmez ve uzun vadede can ve mal kayıplarını engelleyecek önemli bir çözüm olduğu görülmelidir. Yapılarımızın depreme karşı güvenli imal edilmesi sürecinde harcanan para ve emek, deprem sonrasında yaşanacak parasal kayıpların yanında çok küçük bir miktardır. Olası can kayıplarını önleyebilmek ise paha biçilmezdir. 

Bizzat devlet eli ile uzmanlığı tescil edilen yapı denetimi kuruluşu ve çalışanlarının iş alabilme ve ticari faaliyetlerini sürdürebilme korkusu duymadan, bağımsız ve sağlıklı çalışmalarını sağlayacak düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Yapı denetimi edilgen halinden çıkarıp etkili hale getirmek ve başat kabul etmek ve yapı imalatı sürecinde herhangi bir ticari kaygıya kapılmaksızın mühendislik etiği doğrultusunda denetim yapması sağlanmak zorundadır. Binlerce konutun yanında insanların toplu halde bulunduğu ve olası bir afet anında hemen kullanıma açılması gereken okul, hastane gibi yapılar da üreten TOKİ, KİPTAŞ vb. kurumlarda yapı denetimi kapsamına alınmalıdır. 

Ülkemizin konumu itibarıyla depremler bizim için “doğal” olması gereken afetlerdir. Korkuyla beklenen olası İstanbul depremi kapımızı daha şiddetli çalıyor artık.   Yapıların güvenli ve sağlıklı üretilmesini ve gelecekte beklenen depremde aynı acıların yaşanmamasını sağlamanın tek yolu gerek maddi gerekse bilimsel anlamda hakkıyla yapılan yapı denetimidir. 

01.01.2019 tarihinde başlayacak olan işverenden bağımsız yapı denetim sistemi halen devam etmekte olan yapı denetim uygulamalarında görülen eksik ve yanlışları ortadan kaldırılabilecek bir sistem olacaktır. Büyük bir felaketle tekrar karşılaşmamak adına alınması gereken önemli bir önlemde müteahhitlik sisteminin ıslah edilmesi ve bu sektörde de ehil ve yeterlik alabilen kişi ve kuruluşlar mühendis ve mimarların bünyelerine katılmasıyla inşaat yapabilme yetkisini alabilmelidir. Bu konuda da çevre ve şehircilik bakanlığının bir çalışma başlattığını memnuniyetle izliyoruz. 

Ayrıca tüm inşaat sektöründe alınan tedbirler arasında sigorta sisteminin olmaması büyük bir eksikliktir. En kısa zamanda mesleki sorumluluk sigortasının yaptırılması zorunlu hale getirilmelidir diye düşünüyoruz. 

İmar barışı, arızalı binaların tespiti geç kalınmış bir başlangıç olsa da tespiti yapılan binaların mutlaka güçlendirilmesi veya yenilenmesi zorunlu hale getirilmelidir. Kesinlikle olduğu gibi bırakılmamalıdır. 

Ülkemizde doğal ve kaçınılmaz bir afet olan depremlerin insanları öldürmediği binaların öldürdüğü gerçeğini artık kabul ederek ülkemizde her türlü yapılaşmanın tasarım, yapım ve denetim sürecinde yeterli bilgi sahibi mimar ve mühendisler tarafından yaptırılması halinde depremler ve her türlü doğal afetlere karşı insanlarımızın can ve mal güvenliklerinin kesin olarak sağlanacağı açıktır. Devletimizin de bu süreçte görülen eksik ve yanlışların giderilmesi yönünde gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yaptırılması için çalışmaların tamamlanmasını beklemekteyiz. 

Hem 17 Ağustos depreminde hem de ülkemizde yaşanana tüm depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diler ülkemizin ve milletimizin benzer felaketlerle tekrar karşılaşmaması için katkıda bulunan ve bulunacak olan siyasi yetkililere, yönetici ve tüm ilgililere yapı denetim kuruluşları ve mensupları olarak destek vermeyi görev bildiğimizi, halkımızın bilgilerine sunarız. 17.08.2018 

Saygılarımızla, 

                                                                                                                                                                                         Yapı Denetim Kuruluşları Birliği adına 

                                                                                                                                              Genel Başkan

                                                                                  Tekin SARAÇOĞLU

                                                                                    İnşaat Yüksek Mühendisi